• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Seyit YURTTAŞ
seyityurttas65@hotmail.com
Kalecik Çarşı Hamamı
02/05/2018


Suyun getirdiği kültür, toplum tarihimize, edebiyatımıza, mimarimize geleneksel sanatlarımıza öyle derinden kök salmıştır  ki, bu mirasın adı ''Su Medeniyeti''dir.  Anadolu topraklarında kadim Hitit  uygarlığından günümüz Türk İslam  medeniyeitne gelinceye kadar, su  kanalları, sarnıçlar, göletler, bentler, çeşmeler, şadırvanlar ve hamamlar  yapılarak köyler kasabalar ve şehirler,  refahı ve konforu yaşamışlardır.

Su; kültürü, sosyal hayatı ve gelişmişliği geçmişten geleceğe taşır. Tabiî ki temizlik geleneği inancımızın gereğidir ve ham maddesi de sudur.

Köklü   kültürün   temelini  oluşturan  mimari mirasımız   önemlidir,   çok   önemli   olanı ise ibadet mekanları yani mescit ve camilerdir. Mabetin kutsallığı tartışılmaz,  ancak  derin  kültürümüz  mabetten önce  yunakları yani yıkanma mekanlarını şehrin merkezine inşa eder. Çoğunlukla hamam şeklinde  hizmet veren bu   mekanlar   şehrin   tamda   ortasıdır ve  sokaklar buradan başlar.

Yıkanmayla yani paklanmayla başlayan beden, ruhun pürü pak olacağı kutsal mekana girmeye ve benzerliği, üst örtü ve duvar malzemesi örgü benzerlikleri Malik-ül Mülk olan Allah’a niyazda bulunmaya hazırdır.


                              
Pek çok kavimde, suyla hayat bulan beden, ruhunda yıkandığı ırmakları ''Kutsal Nehirler'' haline dönüştürür. Nil Nehri Mısırlılar için, Ganj Nehri Hindular için, Dicle ve Fırat Nehirleri Museviler için, Balcuna Nehri Moğollar için, Orhun Nehri Uygurlar için ''Kutsal Nehir'' dir.

Milattan önce 1650-1200 yıllarında tarihi Hitit Şehirlerinde daha çok tapınaklarda yıkanma mekanlarının var olduğunu ve bunların işletme kurallarının bulunduğunu biliyoruz.
Antik Yunan kültürünün en önemli mimari unsurlarından birisi hamamlardır. Öyle ki spor alanlarının yanına, soğuk sulu yıkanma küvetleri, dairesel formlu kuru terleme odaları, büyük havuzlar da yapılırdı.

Bu kültür Roma Dönemine aktarıldığında adeta eğlenceye dönüşmüştür. Çifte Hamam geleneğini uzun süre muhafaza eden Roma İmparatorluğu, lüksün sınırlarını   aşmış,   özel   hamamlar,   karışık   olanlar ''Balnea Mixta''lar, termal hamamlar ve termal havuzlar önemli şehirlerininin bir çoğunda inşa edilmiştir.

Bizans hamam kültür mirası,  Osmanlı hamam mimarisinin  de  önemli  belirleyicisidir.  Her  şehir ve kasabada hatta köylerde bu  gelenek sürdürülmüştür. Özellikle çifte hamamın var olduğu şehirler, ticaretin, geleneğin ve nüfusun yoğun yaşandığı bölgelerdir.

Çifte hamam geleneğinin önemli bir temsilcisi de ilçemiz  de  bulunmaktadır. Mülkiyeti  Kalecik Belediyesine ait olan hamam Cuma Mahallesi 26   ada 4 parsel üzerinde bulunup,   9 sıra numarasıyla  tescil edilmiştir. Halk arasında ''Çarşı Hamamı'' adıyla geçer. Benzer hamamlarla karşılaştırma  metodu kullanıldığında; Ankara Karacabey Hamamı (1444), Ankara   Şengül   Hamamı   (IV:yy), Erzurum  Boyahane Hamamı (1466), Edirne Saray Hamamı (1482), Bergama Küplü Hamam (1427), İstanbul Ağa Hamamı   (1462-71), İstanbul  Mahmutpaşa  Hamamı  (1466) (*) plan tipi ile Kalecik Çarşı Hamamı (Şekil-1) XV. yy ikinci yarısına tariflenebilmektedir.


Çarşı Hamamı'nın Banisi ile ilgili bir kitabesi yoktur. Ancak  tarihçi  Yüksel  İ.  Aydın  hamamın  eski  isminin; ''Çandarlı İbrahim Paşa  Hamamı''  (**)  olduğunu  iddia etmektedir.

''Vakıf Tahrir Defterinde   Der Vilayet-i Ser Lavhası altında hamamder Kasaba-i Kalecik Tabi-i Kaza-ı Kangırı'' denilen  ve  yıllık  hasılatı  953/1546'da  5220  akçe  olan hamama, Paşa'nın İstanbul'daki  cami,  medrese, mektep ve İznik'teki cami, Kastamonu'daki  medresesine  vakfedilmiştir''.


Çandarlı İbrahim Paşa veya Çandarlı İbrahim Çelebi (d. 1429 - ö. 1499),   II.Bayezid  saltanatında 1498-1499 yılları   arasında   sadrazamlık   yapmış   Osmanlı  devlet adamıdır. Çandarlılar ailesine mensuptur ve bu ailenin çıkardığı ön planda yer almış son ferttir. II. Murad'a veziriâzamlık yapmış dedesi Çandarlı İbrahim Paşa'dan ayırmak için Çandarlı II.İbrahim Paşa şeklinde anılır. (****)

Çandarlı İbrahim Paşa 1453 yılında Edirne kadısı olarak bulunuyordu. 1465'de kazasker olup, 1474'de vezirlikle Amasya şehzadesi Bayezid'in lalalığına tayin edilmiş ve daha sonra görevinden alınarak İstanbul'a geri dönmüştür. II. Bayezid devrinde Anadolu kazaskeriyken, 1485' e Rumeli kazaskeri  ve 1486' da divanda üçüncü vezir, bir sene sonrada ikinci vezir  olmuştur.  1498'de  vezir-i  azam olup, 1499'da İnebahtı seferinde ordugahta vefat etmiştir. (****)

Çarşı Hamamı konumu itibariyle Tarihi  Kalecik Şehri'nin   adeta   kalbinde   yer   alır. Hamamın eski hükümet  binasına  ve  meydana  bakan   cephesi  ile İstasyon Caddesine bakan cephesi mekruh yapılarca sarılmıştır. Hamamın varlığını ancak Şehit Ali Ekşioğlu Sokaktan  bakıldığında üst   örtüyü  görünce  fark edebiliyoruz.

Çarşı   Hamamının   ana   giriş mekanları  olan soyunmalıklar   günümüzde   mevcut  değildir. Mimar  Ş. Atik'in yapmış olduğu Restitisyon Projesi(*) ile bu mekanlar İstasyon Caddesi yönünde gösterilmektedir. Çarşı   Hamamı   erkekler   ve  kadınlar  kısmında başlıca şu mekanlardan oluşmaktadır.

Soyunmalık - soğukluk; erkekler bölümü kanaatimce (Şekil-2), girişinin bulunduğu meydana bakan cephesinde, kadınlar kısmının soyunmalıklarının da mevcut girişinin bulunduğu çıkmaz sokağa bakan cephesinde bulunma ihtimali yüksektir. Çünkü hamamın zemin kotu ile İstasyon Caddesi arasında ortalama 4.00 m. kot farkı ve bu yüksekliğe çıkacak merdivenleri düşündüğümüzde soyunmalıkların Ş. Atik'in belirttiği gibi istasyon caddesi cephesinde olmayacağını düşünüyorum. Ayrıca bu cephe duvarında daha önce açılmış herhangi bir kapı izine de rastlamadım.


Daha çok hafif bölmeli yapım tekniğiyle inşa edilen soyunmalıkların çabuk yıkıldığı kesindir. Bu nedenle çifte hamamın hem erkekler ve hem hanımlar kısmına giriş doğrudan ılıklığa girişle başlamaktadır.

Ilıklık; sıcaklığa geçmeden önceki mekanın adıdır.  Soyunmalık - soğukluk ile sıcaklık arasında bulunan  bu mekan insan bedenini girerken sıcağa,  çıkarken soğuğa alıştırıldığı yerdir. Birkaç dakika burada beklenir  ve diğer bölüme ondan sonra geçilir. Çarşı hamamı'nda da ılıklık, hem erkekler hem de kadınlar kısmında birinden diğerine geçilen iki bölümlüdür. İkinci bölümlerde tıraşlık ve helalar mevcuttur. 

Sıcaklık; Çarşı Hamamı, sıcaklık kısmında ortada bir kenarı 80 cm uzunluğunda sekizgen göbek taşı her iki hamamda da mevcuttur. Yanlarda üst örtüsü sivri tonozlardan ortülmüş ikişer eyvan (Fotoğraf: Erkekler Bölümü Eyvan) ve sıcaklıktan geçilerek girilmiş ikişer adet halfetler bulunmaktadır.

Halvetlerin bulunduğu yerler (Fotoğraf: Erkekler Bölümü Halvet Girişi) özellikle külhana ve kazana yakın seçilmiştir, çünkü hamamın en sıcak yeri olması istenir. Bir anlamda halvetler özel yıkanma alanlarıdır. Sıcaklık kısmında ortalama ısı 30-35 derece iken halvetlerde bu sıcaklık 40 dereceye kadar çıkabilir. (*****)

Su   deposu-kazan   ve  külhan;  hamamın Yaklaşık 1,7 m. çapında yarım küre ve     tepesi içine çökük bakır kazanla su ısıtılır. Isının olabildiğince fazla suyu   aynı   anda   ısıtması   için   yarım küre  formu seçilmiştir.   Külhanın   zemin   kotu hamamın  zemin kotundan  daha  aşağıdadır.    Külhanın iç döşemesi, ağzına doğru eğimlidir. Döşeme seviyesi ise hamamın döşeme katından daha aşağıda bulunur. Külhanın yan duvarlarına   hamamın   cehennemlik  adı  verilen kanallarına  kadar  uzanan  yatay  yarıklar  açılmıştır. Hamamın zeminini ısıtmada kullanılan sıcak hava ve duman  kalın  duvarların   içinden  yukarı  çıkan duman  tütekliklerce   dışarı   bırakılır.  Suyun   ısıtılmasında kullanılan  bakır  kazan,  tonozlar  ile  örtülü sıcak su deposuna   bağlıdır.   Burası,   bitişiğindeki soğuk  su deposundan  daha  yüksektir.  Bu  yüzden,  sıcak  ve soğuk sular arasında akım oluşur, su     deponun her yerinde aynı sıcaklıktadır. . (*****)

Kurnalar; erkekler hamamında farklı dönemlere ait 14 adet kurna, kadınlar hamamında ise   yedi adet kurna tespit ettik.

Üst  örtü; Çarş Hamamını sıra dışı yapan özelliği üst örtüsüdür. Her mekanın tavanı birbirinden farklıdır.  Tekne  tonoz,  yıldız  tonoz,  sivri tonoz, haç ve bu tonozlarla kombine edilmiş dilimli kubbeler, sekizgen kasnaklı ve pandandif geçişlidir.   Adeta her kubbede  ayrı  çalışılmış  plastik sanatların  zirvesine çıkılmıştır. Ancak iz düşüm  planı  çizildiğinde algılanabilen   tavan   motifi   (Şekil-3) fil gözü ve aydınlatma delikleriyle sıra dışı ışık ve gölge oyunlarını da hamamın içine yansıtır.

Restorasyon ve işletme önerisi; Anadolu da XV. yy Osmanlı dönemi çifte hamam geleneğinin ilk örneklerinden  olan, Kalecik Çarşı  Hamamı,  1960'lı yıllardan günümüze amacı dışında kullanılmış adeta ısıtılması için ateş yakılan ocağın adı  külhandır. Kaderine terk edilmiştir. Hamamla ilgili derli toplu ilk çalışmayı, 1990 yılında Mimar Şerife Atik yapmıştır. Rölöve,  restitisyon  ve  restorasyon projelerini yüsek lisans tezi için hazırlayan Sayın Ş. Atik; işletme zorluğuna dikkat çekerek restorasyon sonrası her iki hamamı içten birleştirerek dükkanlara dönüştürülme önerisini getirmiştir.


2007 yılında dönemin belediye başkanı ve imar müdürünün de teklifiyle rölöve restorasyon projelerini hazırlamıştım. Ancak Anıtlar  Yüksek Kurulu'na onay için başvuru yaptığımızda belediye eksik evrakları tamamlayamadığından gündeme alınamamıştı. O çalışmada özellikle  vurguladığımız  bir  husus, Kalecik'in  nefessiz  kaldığı, tarihi şehir merkezinin mekruh yapılarca gizlendiği  özellikle  hamamın meydana bakan   cephesi ile  İstasyon Caddesi tarafındaki dükkan ve evlerin hak sahiplerinin zararı telafi edilmek kaydıyla yıkılması gerektiğidir. Hamamın dış duvarlarının ortaya çıkması ile geçmişimizle de bağ kurabiliriz. Dış duvarlara trafik ve yaya yolunu rahatlatacak genişletmeden sonra   tamamen  ahşap  arasta havasında sadece yöresel   ürünlerin  satışının ve üretiminin yapıldığı küçük dükkanların  yapılması tonoz    önerimizi şimdide tekrarlıyoruz. Çarşı Hamamı hamam mantığıyla işletilebilirse soyunmalık-soğukluk mekanlarının  mutlaka ilave edilmesi gerekir. Adliye binasına bakan cephede erkeklere, hamamın güney duvarında ise kadınlar soyunma-soğukluk mekanının ahşap   bölme   şeklinde yapılması gerekir. Şahsi kanaatim hamamın amacına   uygun işletilmesidir.

Ancak bu yapılamaz ise kültür ve sanat içerikli ve günün her saatinde canlılığını koruyan, şehre değer katan müze, sanat evi, kültür merkezi, çay evi, v.b mekanlara dönüşebilecek projeyi hayata geçirmek çok önemlidir. Bunun içinde soyunmalık-soğukluk mekanının inşasına da gerek yoktur. Hamam girişinin kuzey yönünden yani adliyeye bakan cephesinde olmak kaydıyla, erkekler ve kadınlar kısmının eyvanların bulunduğu aks üzerinden birleştirilmesi işlevsellik yönünden önemlidir. Temennim en kısa zamanda tarihi ''Çandarlı İbrahim Paşa Hamamı'' veya bugünkü adıyla ''Çarşı Hamamı''nın özgün hali ile korunması ve restorasyonunun yapılıp kültür tarihimize yeni bir sayfa açılmasıdır.


Kaynakça:

(*) Atik Şerife. ''Kalecik Çarşı Hamamı Restorasyonu ve Değerlendirilmesi''1990. Sayfa 62/63
(**) Yüksel İ.Aydın ''Kalecik, Çandarlı İbrahim Paşa Hamamı'', II. Beyazıt-Yavuz Sultan Selim Devri Cilt V Sayfa-303
(***) Yurttaş Seyit. ''Çarşı Hamamı Röleve Çalışması'' 2007. Şekil-1, Şekil-2, Şekil-3
(****) Vikipedia
(*****) Saraç Emine. ''Kütahya Geleneksel Kent Yerleşimindeki Hamam Yapıları'' Uzmanlık Tezi Sayfa 15-16-17



860 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Hava Durumu
Takvim